Rüya

Garip bir mutlulukla gözlerimi açtığımda, çalmayan saate, gelmeyen çişe, doğmayan güneşe rağmen neden uyandığıma anlam veremedim önce. Ama o mutluluk hissi geçmeden tekrar hızla kapadım gözlerimi. Dal ulan uykuya Böylesi güzel bir şey ortada sebepsiz bırakılır mı hiç?

Yok dönemedim bir daha aynı rüyaya.

Madem uyuyamıyorum bir kez daha rüyamda gördüklerimi düşünüp mutlu olurum diye kapattım gözlerimi. O dünyalar güzeli, bana mı bakacak diye düşündüğüm, bu yüzden de en azından yakınında arkadaş gibi kalmak adına için bir girişimde bulunmadığım hayali kız bana açılmıştı. Hem de ummadığım kadar sıcak, samimi, şehvetli bir şekilde. Rüyada olduğumu buradan anlamam gerekirdi aslında. O genç, tatlı, güzel kız neden açılsındı ki değil mi?

Ama kendimi çok iyi hissettiğimden bunları sorgulamak bile geçmedi aklımdan. Tabi rüyada olmamın da bu mantıklı sorgulamayı yapmamamda etkisi olabilir. Kabul ediyorum.

Demek ki bu saatten sonra bile bu his mutlu edebiliyor insanı. Belki de rüyanın en güzel yanı olarak mantığı, sorgulamaları, bırakıp akışına rahatça yaşayabildiğimiz için böyle hissettim. Gerçekte olsa onlarca soru işareti, kuşku, ileride yaşanacak problemlerin öngörüsü derken reddedebilirdim onu. Yok daha doğrusu kafadan reddederdim. Sonuç olarak da uyanıklığımdaki mutsuzluğumla geçen günlere birini daha ekler,  hayatıma devam ederdim.

Yaş ilerledikçe mantıklı düşünmek, öngörmek, planlamak istemeseniz de yerleşiyor kafaya ve bu yüzden belki de salakça aşık olamıyoruz.